Salgının kendisi mi, yoksa fırsat maliyeti mi daha riskli?

Tıbbi maskelerin stoksuzluğu ile birlikte dropshipping fırsatları bir yandan çığır gibi büyümüşken, bugün Çin’den gelen “Üretime başladık” haberiyle karaborsada tanesi 3,5 dolardan satılan maskeler büyük iniş içine girdiler.

Diğer yandan Çin ve Güney Kore’nin ardından İtalya’nın sıkı bir denetime geçmek durumunda kalması nedeniyle Avrupa ve Amerika artık tehlikeyi enselerinde hissediyor. Çarşamba günü görülen resmi bir hükümet belgesi, Hükümet’in İngilizlerin yüzde 80'inin koronavirüs tarafından enfekte edilebileceği en kötü durum senaryosuna hazırlandığını açıkladı. Bu, 50 milyonun virüsü yakalayabileceği ve ölüm oranının yüzde biriyle 500.000 kişinin öldüğü anlamına geliyor.

Ekonomik göstergeler bu haftanın başından itibaren olumsuz yönde harekette:
Büyüyen salgın haberleri yatırımcılarda karışıklık yaratarak hisse senetlerinin art arda iki gün düşmesine neden oluyor. Salı günü, Dow Jones Sanayi Ortalaması Pazartesi günkü rekor satıştan sonra yaklaşık 900 puan düştü. Son iki gün içinde, virüs ABD borsadan yaklaşık 1.7 trilyon dolar silindi.
İngiltere’de FTSE 100 neredeyse% 2 düşerek 12 ayın en düşük seviyesi 7.018'e düşerken, Japonya’nın Nikkei 225 endeksi% 3.3 düştü.

Bir tehdit hastalık ve yarattığı belirsizlikken, diğeri ise ortamdaki dezenformasyondur. Sıkça şahit olduğumuz gibi, sağlıkla ilgili yanlış bilgi paylaşımları virüsün kendisi kadar hızlı yayılabilir ve genel tıbbi müdahale çabalarını zayıflatmak veya bozmakla sonuçlanabilir.

Başta turizm ve seyahat sektörlerini etkileyen virüs paniği artık tüm sektörleri yakından ilgilendiriyor.

Peki iş dünyası bir salgına ne kadar hazır?

Koronavirüsün etkisini yönetmek için ünlü sigorta şirketi Marsh dört aşamalı bir plan önerdi:
İşletmenizin ana güvenlik açıklarını belirleyin.
Hazırlığınızı değerlendirin.
Planlarınızın çalışacağından emin olun.
Takımların döngüde olduğundan emin olun.

Haydi madalyonun diğer yüzünden bakalım:

Her krizde fırsat vardır.

Salgın ve yarattığı panik nedeniyle tüketicinin davranışları mutlaka değişir. Bunu biliyoruz. Ancak tüketicinin ihtiyacı baki. Yani ihtiyacını nasıl karşılayacağını bulmak ve bu yönde rota değiştirmek mümkün ve zaruri…

Koronavirüs paniği ile neler değişebilir? Biraz beyin jimnastiği yapalım.

Örneğin, Paskalya tatilini İtalya’ya ayarlamış bir aile son dakikada fikrini değiştirebilir ve tatil ihtiyacını karşılamak için İskoçya’yı tercih edebilir. Londra metrolarını kaplayan “İskoçya’da yaşayın” reklamları yerine yerel yönetim “Paskalya tatili için İskoçya’yı tercih edin” derse daha ikna edici olmaz mı?

Ya da uzmanlaşmak için seminerlere kaydolmak isteyen bir kişi, sınıf içi bir ortam yerine online eğitim platformları ile bu isteğini karşılayabilir.

Bu noktada fırsatları kollamak da markaların “zarar hafifletme” planının bir parçası olmalı. Ben derim ki, bu olası kriz için ajandalarınıza bir günlük war-room sıkıştırın ve büyümeye devam edin.

No-code CX | DS | DT | AI, Digital nomad, Curious being, Mum for 3, Idea catalyst, Early adopter, Servant leader, Entrepreneuring @Tinderboxt @onlinekursum

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store